Takvimler 6 Şubat sabahını gösterdiğinde Türkiye yeniden bir daha unutamayacağı bir depremle sarsıldı.Merkez üssü Kahramanmaraş olan depremde çevre iller dahil olmak üzere toplamda 10 ildeki vatandaşlarımız etkilenmiştir. Arama kurtarma çalışmalarının hala sürdüğü illerde mucize denecek şekilde hayatta kalanları enkaz altından çıkartma çabası insanüstü bir hırsla devam ediyor… etmesine de herkes mucize şekilde kurtulan insanları konuşurken enkaz altında kalan ya da ölüme terk edilen insanlarımızı konuşmuyor ya da konuşmak istemiyoruz bir başkasının taptaze acısına tuz basmamak için..ama konuşmalıyız hem de tam bu anda !
kardeşim gibi sevdiğim İsmail Korkmaz ve sevgili eşi Şaziye,hem de karnında 9 aylık yavrusu ile enkaz altında kalarak can verdiler..
ölümün böylesine sıradan bir olguya dönüşmesi,bizim bunu görmek istemeyişimizi mi gösterir ya da ondan kaçamayacağımızın sessiz kabullenişini mi !
şey demişti şairin biri ‘ korktuğun nedir bu kadar ölümün adının bile anılmasından? Bilmez misin sen bugün varsın yarın ise sadece bir ihtimalden ibaret.!’’
belki de ihtimallerimizin elimizden çalınmasından korkuyoruzdur kim bilir! Pamuk ipliğine bağlı yaşamlarımızın görünmeyen,kırılgan ve bir o kadar önemsiz hayatlarımızın yok oluşunu seyretmekten korkuyoruzdur..
bugün sadece İsmail ve Şaziye ile birlikte kucaklarına alamadıkları yavruları ölmedi..bugün,yarın olmayacakmış gibi yaşamaya dair tüm inançlarımız da onlarla birlikte toprağa gömüldü.. buz gibi toprağın altına sıcacık atan kalplerini gömdük,yarını yaşama heyecanımızı,var oluş mücadelemizi gömdük onlarla birlikte !
bu topraklar,hakkı ödenmeyecek kadar çok insana mezar oldu. Bu coğrafyada yetişen bitkiler sudan çok kana susamış durumdalar..ot biten,meyve veren her toprak suya hasretken biz sadece kanla suluyoruz topraklarımızı..hem ona verdiklerimiz yetmezmiş gibi bir de verdiği meyvesinin kestiği elimizden akan kana bile susamış vaziyette..
Bu coğrafyada ne İsmailler ne Ahmet’ler ne Mehmetler gömülü toprak altında..bir çoğu yaşadığı devlet için birer sicil numarasından ibaretken hem de!!
hakkını helal et kardeşim..seni tanımak,seninle aynı yerde çalışmak ve kısa bir süre de olsa acı kahvenın o güzel tadına varmak bir ayrıcalıktı..
hayat bana şunu öğretiyor her nefes alıp verişimde,güvendiğimiz ne varsa yoklar aslında..sonsuz değiliz..sıradan bir ülkenin çok sıradan bir şehrinde sıradan hayatlarımızı sıradan bir şekilde geçiren yıne bir o kadar sıradan insanlarız sadece..kimse kendini kandırmasın ‘’ bızler tanrının gözbebeği,en vazgeçemediği yaratıklarıyız‘’ diye !!
ilk, O,bizden vazgeçmedi mi zaten,cennetindeki uykusundan uyandırıp bu dünya cehennemine gönderirken Adem’i,tek bir hatasına bakarak sürmedi mi topraktan cehenneme..
bizler hala babamızın günahlarını ödeyen,Yaratıcısı tarafından ana yurdundan sürgün edilmiş sefil yaratıklarız sadece..
kimse kendini dev aynasında falan görmesin,henüz burnunun dibindeki ölüm denen canavarı bile göremezken..!
Yorum bırakın