Defterin Kapanışı: Zaman, Günah ve Hesap

Siyah saçlarla geldik, defter beyazdı. Bilmiyorduk, ama bilmemek bizi masum kılmadı. Her an bir kelime, her kelime bir iz. Ve şimdi, defter elimizde ağırlaşırken, sorular da çoğaldı.

Sadece biz değiliz hesap veren. Her anın, her suskunluğun, her “ben bir şey yapmadım” deyişimizin de kendi hesabı var.

Zaman aktı. Ama neyin zamanıydı bu?

İbn Arabi der ki: “Zaman, Allah’ın fiilidir.” O hâlde biz zamandan geçerken, aslında İlahi iradenin içinden geçiyoruz. Her saniye, bir şahit. Her nefes, bir tanık.

Ve şimdi âhir zamandayız — zamanın kendine dönmeye başladığı, aynaların artık görüntüleri saklayamadığı zaman. Hakikatin çıplaklaştığı, rüyanın uyanışa karıştığı o sınır hattı.

Günah mı, sevap mı?

Dinlerin vaadiyle felsefenin şüphesi arasında kaldık. Kur’an defterin açılacağını söyler:

“Oku kitabını! Bugün nefsin sana hesap görücü olarak yeter!” (İsra, 14)

Ama Descartes başka bir şey fısıldar: “Yanılıyor olsam bile, düşünen bir varlık olarak varım.”

İnsan düşündüğü sürece var mı olur, yoksa düşündüğü için mi hesap sorulur?

Belki de cehennem, düşünmenin sona erdiği yerdir.

Ve cennet… belki sadece Allah’ı düşünebilmenin bitimsiz hâlidir.

Defter ağır. Ve biz beyaz saçlarla başa döndük. Şimdi ne hatırlasak, eskisi kadar temiz değil. Vicdan, artık akılla çarpışıyor.

İnsan, ne iyiliği tam yapabildi ne de kötülükten uzak durabildi. Çünkü varoluş, bir çelişkidir.

Melekler, secde ettiğinde başlamadı bu hikâye — yasak meyveye uzanıldığında başladı. İrade, Allah’ın insana en büyük imtihanıydı.

Ve şimdi hesap vakti.

Zaman durduğunda, bütün eylemler sonsuzla çarpılır. Çünkü Allah, sadece olanı değil, olabilecekken olmayanı da bilir.

Şimdi sorulacak:

“Gördün ama sustun, neden?”

“Yapabilirdin ama kaçtın, neden?”

“Bilerek unuttun, neden?”

Felsefe cevapsız bırakır. Din, cevabı soruyla verir.

Ve hakikat, belki hiçbirine sığmaz.

Ama defter kapanacak.

Ve kapanmadan önce, belki son bir satır daha yazılır:

“Ben yaşadım. Bazen unuttum. Ama şimdi hatırlıyorum.”

Ve belki — sadece belki — bu hatırlayış kurtarır insanı.

Yorum bırakın