Akıl Çağı’nın Ölümüne Hoş Geldiniz!
Demokrasi; gerçekten de halkların tek ve gerçek yönetim biçimi midir?
Yoksa Sokrates’in dediği gibi; gerçekten akıllı varlıklar olsaydık,yine de demokrasi yoluyla bizleri yönetecek kişileri seçmeye ihtiyaç duyar mıydık?
Kelimenin karşılığı; kişilerin özgür bir irade ile kendilerini yönetmesini istediği kişi/leri seçmesi ve bu yolla – amaç o olmasa da- seçilen kişilere istemeden verdikleri imtiyazlar demek değil midir aslında?
Peki özgür irade ile iktidara gelen kişiler,sonrasında nasıl oluyor da bizden üstün olabilir ve sizlere emirler verebiliri hale gelir ?
İşte demokratik yönetimin tek çıkmazı da budur aslında; özgür irade ile seçilenlerin özgürce dilediklerini dikte etmeleri ve sizleri hor görmeleri..!
Halklar; seçtikleri kişi ve partilerin neyi temsil ettiğinden ziyade gücünü,ve gücü başkalarında kullanabilme etkisini benimser. Bu yüzden her gün o parti bu parti demeden insanlar yeni kalabalıkların üyesi ve sonrasında unutuldukları yüzleri olmaktadır.
Kimisi ihtiyaç,kimisi hırs,bir diğeri kişisel çıkar ve gelir peşinde.. sebebi fark etmeksizin temsil ettikleri değerlere taparcasına gözleri köreltip sadece istikametinde ilerlemektedir.
İnsanların istedikleri şey; kendilerini düşünen ve ilgilenen bir lider değil,aksine kaos ve korkudan beslenen halk; yeni yüzyılın liderlerinin,korku ve baskı ile yarattığı hayali düşmanlarla savaşmasını ve kazandığı hayali zaferlerle sarhoş olmayı yeğeler.
Kitleler,hareketin ve sloganın kölesi olmuş birer zavallıdır sadece. Taptıkları liderlerin birer müridi,partisinin harcanabilir bir üyesi dışında bir şey değildirler. Çünkü partilerin ve liderlerin tek dürtüsü; günü kazanmak ve daima oturduğu koltukta kalma çabasından ibarettir.
O yüzden de oy verdiğiniz o ya da bu kişi/ kurumlar fark etmeksizin,attıkları naralar ve verdikleri sözlerin ardında her zaman kendi çıkar ve başarılarını göreceksiniz.
Peki ne yapmalı?Eğer güzellik uykunuzdan uyanmadan sizi kurtaracak bir lider bekliyorsanız ,en iyisi; yok olup giden bu mantık çağının yıkılışını güzel bir şişe viski ile yavaş yavaş izlemek olacak.
Yoksa kitleler uyanıp aydınlanamadıktan sonra kişisel çabanın anlamı; akıntıya kürek çekmektir sadece.
Yorum bırakın